BAHARIN MÜJDECİSİ NEVRUZ VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

BAHARIN MÜJDECİSİ NEVRUZ VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

6 Haziran 2022 Kapalı Yazar: MeyveDergisi

Prof. Dr. Fatih SATIL

Kış geçti, cemreler bir bir düştü. Artık sarı çiçekler yol kenarlarında baharın gelişini müjdeliyor bizlere. Erik ve Badem dalları çiçek açtı, ovalar ve yaylalar, gelincikler, papatyalar ile donatıldı. Baharla birlikte, yeryüzünde bunlar gibi müthiş değişiklikler ve yenilenmeler başlar. Bu değişimi görmek için, bugünlerde güzel çiçekli bir tepeye çıkıp etrafı bir seyran etmek tefekküre dalmak gerekir. İşte o zaman insan, kışta harap olmuş o bitkilerin bir mucize gibi yeniden dirildiğine şahit olacak, âdeta bu kupkuru bir çöl gibi olan tepelerin rengârenk çiçekler donatıldığını gözleriyle görecektir.

İşte bitkilerin toprak yüzüne çıktığı, ağaçların yeşerdiği, hayvanların inlerinden, kuşların yuvalarından çıkıp dünyayı şenlendirdiği ilkbaharın bu ilk günleri halk arasında NEVRUZ olarak adlandırılır. Mahlûkatın yeryüzünü canlandırıp şenlendirdiği bu günler bir nevi “bayram” havasında yaşanır. Baharla birlikte çiçek açan her bir ağaç, yeşillenmiş o incecik dallarına en güzel süslü elbiselerini giyerek, en güzel kokularını sürerek biz şuur sahiplerinin önünde bir nevi resmigeçit yaparlar. Üzerlerindeki sanatı ve sanatkârı göstermek için çaba gösterirler. Bu hakikati anlayıp yaşayan ve bizlerin de görmesi için gayret eden rahmetli Selim Gündüzalp bunun için şöyle haykırıp dururdu;

“Bu bahar, yeniden doğup yeniden yaşamak için çiçek açmış bir ağacın yollarını kollayın ve yollara koyulun. Haydi durmayın. Bahar mektupları okunmayı bekliyor. Haydi!..”

Bediüzzaman da Nevruz’a farklı bir bakış açısı getirir; Nevruz’u haşrin, yani öldükten sonra dirilmenin bir numunesi olarak tanımlar ve her baharda mahlukatın yeniden yeryüzüne çıkıp canlanmasını, haşrin en güzel bir delili olarak göstererek şöyle bir misal verir:

“Gel, bugün nevruz-u sultanîdir. Bir tebeddülat (değişiklik-yenilenme) olacak, acib işler çıkacak. Şu baharın şu güzel gününde, şu güzel çiçekli olan şu yeşil sahraya gidip bir seyran ederiz. İşte bak! Ahali de bu tarafa geliyorlar. Bak bir sihir var. O binalar birden harab oldular, başka bir şekil aldı. Bak, bir mu’cize var. O harab olan binalar, birden burada yapıldı. Âdeta bu hâlî (tenha) bir çöl, bir medenî şehir oldu. Bak, sinema perdeleri gibi her saat başka bir âlem gösterir, başka bir şekil alır. Buna dikkat et ki, o kadar karışık, süratli, kesretli, hakikî perdeler içinde ne kadar mükemmel bir intizam vardır ki, her şey yerli yerine konuluyor. Hayalî sinema perdeleri dahi bunun kadar muntazam olamaz. Milyonlar mahir sihirbazlar dahi bu san’atları yapamazlar. Demek, bize görünmeyen o padişahın çok büyük mucizeleri vardır.”

Bu misalde adı geçen “sinema perdeleri” ifadesi; baharın başlangıcından yazın sonuna kadar sonsuz kudret ve sanat sahibi bir Yaratıcının kusursuz bir düzen içinde değiştirdiği ve mükemmel bir şekilde tazelendirdiği ve birbiri arkasında gönderdiği varlıklara işarettir. Demek ki kışın öldürülen bitki ve hayvanlar, bahar mevsiminde yeniden diriltilip şenlendiriliyor. Her mevsim bir sinema perdesi gibi farklı nimetler ve manzaralar gösteriliyor ve ilan ediliyor. Allah, böylece kâinatın her noktasını ve her köşesini sürekli tahrik edip değiştiriyor. Bir mevsimde her şeyi öldürüyor, diğer bir mevsim de her şeyi yeniden ihya ediyor. Bütün bunlar gösteriyor ki, Allah’ın insanoğlunu öldürüp ikinci defa diriltmesi de O’nun kudretine göre gayet kolaydır. Öyle ise “Acaba ikinci haşir ve öldükten sonra dirilme olacak mı?” diye bir endişeye ve evhama kapılmaya mahal yoktur.

Bahara ve mahlûkata bu gözle yani îman dürbünüyle bakılırsa, bahar günlerinden hem maddeten hem de mânen istifade edilir. Bu vesile ile İlahi sanat eserlerinin sergilendiği ve diriliş delillerinin görüldüğü, Nevruz Bayramınızı tebrik ediyorum.

Her gününüzün bayram sevinci ve huzurunda geçmesi dileğiyle…