Değerler Eğitiminde Ailenin Önemi Üzerine

Değerler Eğitiminde Ailenin Önemi Üzerine

11 Mart 2020 Kapalı Yazar: MeyveDergisi
Değerler Eğitiminde Ailenin Önemi Üzerine Doç. Dr. Cihad YAŞAROĞLU

Ebeveyn ya da eğitimci olarak “biz ne yetiştirmek istiyoruz?” sorusunu kendimize sorarak başlamak istiyorum. Evet biz ne yetiştirmek istiyoruz? Bitki mi ya da hayvan mı yetiştirmek istiyoruz? Yoksa yetiştirmek istediğimiz insan mı? Yetiştirmek istediğimiz türe göre ne yapmamız gerektiği de farklılaşmaktadır. Bitki yetiştirmek istiyorsak, bu konuda ne yapmamız gerektiği ile ilgili araştırmalar yapar, tecrübelerden faydalanır ve elde etmek istediğimiz semereyi alıncaya kadar çaba harcarız. Bazen bunu bir zorunluluk gereği, bazen ise hobi olarak yaparız. Demek ki ulaşmak istediğimiz amaca, elde etmek istediğimiz semereye göre çabamız da farklılaşmaktadır. O halde ebeveyn, eğitimci ya da konu ile ilgilenen birisi olarak bu soruya verebileceğimiz en makul cevaplardan birisi de “insan yetiştirmek istiyoruz” olabilir.

İnsan yetiştirmek istiyoruz. Öyleyse yetiştireceğimiz insanda hangi özelliklerin olması gerektiğini kabul ediyoruz? Hani özelliklere sahip olmasını arzuluyorsak ona göre bir eğitim vermek zorunluluğu doğuyor. O halde kendimize “nasıl yetiştirelim” sorusu ile ikinci bir soru sormalıyız. Çocuğumuzun çok iyi bir meslek sahibi olmasını istemek gibi doğal bir hakkımız var. Bazen iyi meslek erbabı ancak ahlaki noktada yanlış olarak nitelendirdiğimiz bazı olumsuz özelliklere sahip kişilerle karşılaşmaktayız. Bu hale nasıl geldikleri üzerinde düşünmek gerekir. Bu kapsamda, toplum olarak hoş görmediğimiz ve yanlış olarak nitelendirdiğimiz tüm kötü fikir, duygu ve davranışları sıralayabiliriz. Öyleyse gelecek nesilleri iyi bir meslek sahibi olması gibi, iyi, ahlaklı, insanlara hüsnü misal olacak bir insan olarak da yetiştirmemiz gerekmektedir. Yetiştirmek istediğimiz iyi bir insan ise, o zaman insana yakışır bir eğitim vermeliyiz.  Yani çocuğumuzun büyüdüğü zaman nasıl bir insan olmasını istiyorsak ona göre bir eğitim sunmalıyız. İşte bu eğitimin adına değerler eğitimi ya da karakter eğitimi diyebiliriz. Farklı isimler verilse bile, temelde ahlaklı, değerlerine bağlı insanlar yetiştirmektir. Karakter eğitiminin en temel vurgularından birisi de özellikle ahlaki değerler vurgusu yapıyor olmasıdır.

Değer kelimesi, birey, grup ya da toplum olarak önemsenen şeyleri kapsar. Aile olarak önemsediğimiz, hayatımıza tatbik etmek istediğimiz kıstaslar, bizim değerlerimizi oluşturur. Örneğin doğruluğa ne kadar önem veriyoruz? Söz ve fiillerimiz ile doğruluğu ne kadar yansıtabiliyoruz? Doğruluktan yana ne kadar taraftarlık sergileyebiliyoruz? Eğer cevabımız önem verdiğimiz, fiiliyatta sergilediğimiz ve doğruluğa taraftar olduğumuz şeklinde ise o halde neslimizi de bu yönde yetiştirme gayretinde olur ve bu değeri tercih ettiğimizi söyleyebiliriz. Bu örnek sorular, sorumluluk, hoşgörü, saygı, sevgi, kanaat, sabır gibi diğer değerler için de sorulabilir ve bizim açımızdan ne derece tercih sebebi olduğu ortaya konulabilir. Yani önem verdiğimiz, tercih ettiğimiz değer aynı zamanda çocuklara kazandırmak için çaba gösterdiğimiz değerleri oluşturmaktadır.

Kendimiz bir an daha önce hiç görmediğimiz, hiç bilmediğimiz bir ortamda gözlerimizi açtığımızı düşünelim. Hiçbir tabela, yazı sembol tanıdık değil, o yerde bulunan insanları hiçbir şekilde tanımıyoruz ya da onla da bizi tanımıyor, konuşulanları da anlayamıyoruz. Şu hali ile o ortama adapte olma, oraya uygun bir hayatı yaşama, ihtiyaçları giderme için bir ortak dil öğrenme nasıl gerçekleşecek? Adeta hiç tanımadığımız bu ortama eğitim dediğimiz sosyalleşme ile uyum sağlayabiliriz. Bu örnek kadar olmasa da dünyaya gelen bir bebeğin zaman dilimi içerisinde ortama uyum sağlaması da öğrenerek, tecrübe ederek, yetişkinler refakatinde öğrenebilmektedir. Bu hususu Said Nursi, “insanoğlunu, dünyaya gelişinde, her şeyi öğrenmeye muhtaç ve hayat kanunlarına cahil” olarak nitelendirmektedir. Bu durum insan için bir eksiklik ya da zaaf değil, tam tersine öğrenme potansiyelini ortaya koyma adına güzel bir tasvirdir.

Öğrenmesi gereken onca şey içerisinde maddi dünyanın öğrenilmesi kadar manevi unsurların da öğrenilmesi bir zaruret arz etmektedir ki, bunu kısmen değerler eğitimi ile karşıladığımızı söyleyebiliriz. Bu noktadaki en büyük rehberlik de ebeveyne ve eğitimcilere düşmektedir. Özellikle de ilk ve en tesirli öğretmenlerimiz olan anneler bu konuda çok özel bir önem arz etmektedir. Çünkü karakter eğitimi anne ile başlamaktadır. Annenin sevgisi, şefkati, merhameti ile başlamaktadır. Sonraki zamanlarda öğrenilecek pek çok şey için bu dönem bir temel teşkil etmektedir. Annelerimiz ileri düzey matematik, fen ya da ilmi bilgilere sahip olamayabilirler, bu konularda öğrencilerin akademik başarılarına katkı sağlamada yetersiz kalabilirler. Ancak her anne, çocuğunun karakterine katkı sağlayacak potansiyele sahiptir.

Bu konuda ebeveyn ya da eğitimci olarak ilk dikkat edilmesi gereken hususların başında, çocuklarımıza olumlu ve ulaşılabilir hedefler koyma, telkinatta bulunurken müsbet mana ile yaklaşma gelmektedir. Örneğin çocuğa yapılmaması gereken fiili değil, ne yapmasını istiyorsak o fiili söylemeli veya telkin etmeliyiz. Çocuklarımıza değerleri nakşederken olumsuz örnekler, şahıslar, olaylar üzerinden hareket etmemeliyiz. İyi, doğru olan, bizim için toplum için değer taşıyan hedeflere yöneltmeliyiz. Adeta verdiğimiz telkinatın başarılı olabilmesi için Unutulmamalıdır ki çocuk, bizim bıraktığımız bu boşluğu maalesef olumsuz kimi özelliklerle doldurabilmektedir.

Çocuğumuzun düşe kalka, el yordamı ile iyiyi veya doğruyu öğrenmesi yerine, önüne ideal hedefler koyarak şahsiyet oluşumuna yardımcı olmalıyız. Çocuğun yapmaması gerekenler üzerinden değil, yapması gerekeneler üzerinden olumlu kişilik özellikleri kazandırmaya gayret göstermeliyiz. Çocuğun alemini değer yüklü fikirler, olaylar, şahsiyetler ile meşgul etmemiz lazım. Olumlu şeylerle meşgul edilmeyen, belli hedefler tayin edilmeyen kişiler, olumsuz özelliklerle karşılaşacak ya da kötü gelip onu bulacaktır. Anne babalar olarak en çok dikkat etmemiz gereken diğer bir husus da çocukların erken yaşlarda öğrenme biçimlerinin rol modelleri esas alarak gerçekleşmesidir. Çocuk söylenenler kadar, yapılanları, fiiliyatı da kayda almaktadırlar. Anne babanın ne yaptığı ne söylediği, nasıl yaşadığı, değerler eğitimi açısından son derece önemlidir. Doğruluğu sözle dürüstlüğü özle göstermeliyiz. Tıpkı “Children see, children do” (çocuklar görür, çocuklar yapar) sözünde olduğu gibi. Bu konuda Mühendislik ve Teknoloji Kurulu tarafından İngiltere’de 10 ila 16 yaş arası bine yakın çocukla yapılan bir araştırmada çocukların dörtte birinin rol modele sahip olmadıklarını belirtmişlerdir. Başta bu veri dramatik bir sonuç gibi görünmese de asıl sorun

bundan sonra başlamaktadır. Hayata dair alınabilecek kariyer, tercihlerde çocuklar ebeveyn veya öğretmenler yerine Youtuberlar’a soru sormaktadırlar. Yani teknoloji çağında, bilgi bombardımanı içinde hangi bilginin doğru ya da yanlış olduğunu zor ayırt edebileceğimiz bilgiye erişimin kolay olduğu bu dönemde rol model olamadığımız çocuklarımız bu eksikliği sosyal mecralarda tamamlamaya çalışacaklardır. 

Son olarak da öğrenciler üzerine yapıştırdığımız etiketlere dikkat etmemiz lazım. Etiket, ürünün özelliklerini yansıtmaktadır. O halde çocuklarımıza hangi etiketleri yapıştırmamız lazım? Hangi etiketle etiketlemişsek, çocuk bizi mahcup etmemek adına elinden geleni yapacaktır. Çalışkan olarak nitelendirdiğimiz bir çocuk, çalışkanlığını hakkını verebilmek için elinden geleni yapacak, kendisine olan saygısı yüksek olacaktır. Tersi de mümkündür. Tembel olarak etiketlediğimiz çocuk yine bizi mahcup etmeyecektir. Hatta biraz nükteli bir şekilde ifade etmek gerekirse “insanoğlu gazla çalışan bir varlıktır” denilebilir. Yani olumlu özellikler atfederek takdir gören bir çocuk (yetişkin için de geçerlidir) olumlu özellikleri sergilemek için çaba harcayacaktır. Burada da dikkat edilmesi gereken en önemli husus da gerçekçi, yapılabilir hedefler üzerinden çocuğumuzu motive etmeye çalışmamızdır. Çocuğun yaşına ve seviyesine uygun amaçlar koymamız gerekmektedir. Öyleyse çocuklarımıza bir etiket yapıştıracaksak, mutlaka bu etiketin olumlu olmasına dikkat etmeliyiz. “Evet, fena bir adama ‘iyisin, iyisin’ desen iyileşmesi ve iyi adama ‘fenasın, fenasın’ desen fenalaşması çok vuku bulur.”  Tespitini bu bağlamda tekrar hatırlamakta fayda var.