Elimizdeki Tehlike

Elimizdeki Tehlike

9 Kasım 2019 Kapalı Yazar: MeyveDergisi

ELİMİZDEKİ TEHLİKE
Metin ERTUNÇ

İnsanın en büyük sermayesi ömürdür, Zaman geçtikten sonra tekrar geri getirilemeyen, parayla satın alınamayan en büyük değerlerden biridir. Ancak bu kadar değerli olmasına rağmen en rahat harcanan, kıymeti takdir edilemeyen, kaba ve hoyrat ellerde heba edilen bir cevherdir aynı zamanda… Üstadın ifadesiyle: “Ömür sermayesi pek azdır. Lüzumlu işler pek çoktur. Birbiri içinde mütedâhil daireler gibi, her insanın kalb ve mide dairesinden ve cesed ve hâne dairesinden, mahalle ve şehir dairesinden ve vatan ve memleket dairesinden ve Küre-i Arz ve nev-i beşer dairesinden tut… tâ zîhayat ve dünya dairesine kadar, birbiri içinde daireler var. Her bir dairede her bir insanın bir nevi vazifesi bulunabilir. Fakat en küçük dairede, en büyük ve ehemmiyetli ve daimî vazife var. Ve en büyük dairede en küçük ve muvakkat, arasıra vazife bulunabilir. Bu kıyas ile küçüklük ve büyüklük ters orantılıdır. Fakat büyük dairenin cazibedarlığı cihetiyle küçük dairedeki lüzumlu ve ehemmiyetli hizmeti bıraktırıp lüzumsuz, malayani ve âfâkî işlerle meşgûl eder. Sermâye-i hayatını boş yerde imha eder. O kıymettar ömrünü kıymetsiz şeylerde öldürür.” (Dördüncü Mesele)

Bu minval üzerine gerek kendimizin gerekse sorumlusu olduğumuz aile fertlerimizin, öğrencilerimizin ve umum gençliğin vaktini heba eden hem dünyevi hem de uhrevi hayatını ciddi manada tehdit eden internet bağımlılığı umumi bir bela haline gelmiştir. Geçmişte ve halen günümüzde dahi sinema, radyo, televizyon ve bazı neşriyatın dini inancımıza, ahlaki değerlerimize zarar verecek tarzda yaptığı yayınlar hususunda büyük tehlike arz etmektedir. Ama internet ile bütün bu yayın organları çok daha kolay erişilebilir hale geldiği için tehlike daha da büyümüştür. Aslında her biri insanlığın ilim ve zekâsı ile keşfettiği Cenabı-ı Hakkın büyük lütufları olan bu teknolojik harikalar, dünyamızı büyük bir köy haline getirmiş; böylece medeniyetin ve bilimin hızlıca gelişmesi, dünyanın her tarafına bilgi ve görgünün kolaylıkla yayılması mümkün olmuştur. İnternetin ve cep telefonu ile haberleşmenin insanlık tarihinin en büyük keşifleri olduğuna dair fikirler ileri sürülmüştür. Ancak bilgiye ve habere bu kadar kolay erişim, beraberinde birçok menfilikleri de getirmiş, nefsini ve aklını terbiye edemeyen kesimler için
bazen menfilikleri, müspet tarafının önüne geçmiştir.

“İ’lem eyyühe’l-aziz! Küre-i arzı bir köy şekline sokan şu medeniyet-i sefihe ile gaflet perdesi pek kalınlaşmıştır. Tâdili, büyük bir himmete muhtaçtır. Ve keza, beşeriyet ruhundan dünyaya nâzır pek çok menfezler açmıştır. Bunların kapatılması, ancak Allah’ın lütfuna mazhar olanlara müyesser olur.” (Mesnevi-i Nuriye, Habbe risalesi)

Oysaki İslam dini bize inancımızı, hayatımızı, aklımızı, neslimizi ve malımızı korumayı emretmektedir. Ancak yukarıda sözü edilen kitle iletişim araçları ve teknolojinin yoğun kullanıldığı zamanımızda öncelikle kendimizin sonra da sorumluluğu üzerimizde olanların bu temel değerlerini korumak hususunda daha hassas olmak gerekmektedir. Şöyle ki, evimizde ve hemen elimizde olan radyo, televizyon, internet ve cep telefonlarındaki sosyal medya ağları, bir Müslüman olarak hayatımızı nasıl etkilediğinin muhasebesi yapılmalıdır. Çevremizde gördüğümüz örnekler üzerinden belirtecek olursak; bu neşriyat ile dini inancı tehlikeye girenler, inancını kaybedenler, gayrimeşru hayat tarzının pompalanmasıyla bataklığa düşen gençler, nikah yolunun kapatılıp küçük yaşta namus duygusunun kaybedilmesi, vaktinin büyük çoğunluğunu sosyal medya ağlarında geçirerek boş vakit geçirilmesi, aile içinde muhabbetin ve alakanın azalması gibi herkesin çok rahat ekleyebileceği birçok menfilikler görülmektedir.

İslam dinine göre eğer bir şey ya da vasıta bizi hayra götürüyorsa iyidir; bilakis şerre, kötülüğe ve günahlara götürüyorsa kötüdür. Şimdi elimizdeki cep telefonunu ne maksat için kullanıyoruz? İletişim vasıtasıyla bugün çok hayırlı işlere vesile olunabilirken; tam tersi, fitneye, dedikoduya, yalan haberin yayılmasına ve iftiraya alet olmak da mümkündür. Kılı kırk yararcasına bir hassasiyetle hareket edilmeli, fasıkların verdiği habere kanarak masum insanlar hakkında hemen menfi kanaat sahibi olunmamalıdır. Hucurat Suresi 6. Ayetteki tavsiye çok nettir: “Ey iman edenler! Eğer bir fâsık size bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeden birtopluluğa kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz.”

Bir diğer tehlike, harama nazardır. Çarşıda-pazarda bakılması haram olan bütün yasaklar, internet, televizyon ve kitle iletişim araçları için de geçerlidir. Yine yüce kitabımızda “Mü’min erkeklere söyle ki gözlerini harama bakmaktan korusunlar…, mümine kadınlara da söyle ki gözlerini harama bakmaktan korusunlar…” ayetleri ile bu hususa dikkat çekmektedir. Yasak olan haramlar ve haram nazarların ölçüsünü iyi bilmek için fıkıh kitaplarına müracaat edilmelidir. Asırlar önce belirlenen ve yasaklanan haramların, bugün internet ortamında rahatlıkla işlendiği dikkate alınırsa, bu hususa ne kadar önem verilmesi gerektiği aşikardır. Çünkü küçük görülen bazı fiillerin neticesi büyük olabilmektedir.

“Madem öyledir, hazer et, dikkatle bas, batmaktan kork. Bir lokma, bir kelime, bir dane, bir lem’a, bir işarette, bir öpmekte batma. Dünyayı yutan büyük letâiflerini onda batırma. Çünkü çok küçük şeyler var, çok büyükleri bir cihette yutar. Nasıl küçük bir cam parçasında gök, yıldızlarıyla beraber içine girip gark oluyor. Hardal gibi küçük kuvve-i hafızanda, senin sahife-i a’mâlin ekseri ve sahaif-i ömrün ağlebi içine girdiği gibi, çok cüz’î küçük şeyler var, öyle büyük eşyayı bir cihette yutar, istiab eder.” (Mesnevi-i Nuriye, Zühre)

Ömür bir sermayedir, insanın hayatı en büyük ilahi nimetlerden biridir. Her nimetin bir bedeli olduğu gibi, eğer Rabbimizin marziyyatı dairesinde kullanılmaz ve israf edilirse, çok büyük bir hesap günü bizi beklemektedir. Ebedi hayattaki vaziyetimiz, bu dünyadaki hal ve davranışlarımıza göre şekilleneceğine göre her anımızı değerlendirmek, israf etmemek, heder etmemek çok büyük önem kazanmaktadır. Nitekim, “Kim daha iyi amel edecek diye hayat ve ölümü yaratan odur” (Mülk sûresi, 2) ayeti de bu hükmü gösterir. Bu ikaza göre, bir insanın dünya ve ahiret hayatı için lüzumsuz şeyleri terk etmesi, Allah’a inancının bir göstergesidir. Çünkü malayaniyat ile iştigal maksadı geri bırakır. Kişiliği daha oturmamış, iradesine söz geçiremeyen, nefsini terbiye edememiş şahısların ve bilhassa gençlerin internette boş vakit geçirmesi, bilgisayar oyunları ile vaktini öldürmesi dünya ve ahiret hayatı açısından büyük bir felakete dönebilir. Gününün yarıdan fazlası bilgisayar oyunları ve internetle geçiren bir gencin, bu imkanlardan mahrum kalınca boşluğa düşüp intihar ettiği geçenlerde basına
yansıdı. Bu kadar ağır olmasa da kendi çevremizde ve çocuklarımızda teknoloji bağımlılığı yüzünden okul derslerindeki başarının düştüğünü, gençlerin mantıklı düşünemez hale geldiğini birçok kişi yakından müşahede etmektedir.

Çare olarak, nefsimizi ve neslimizi ıslah edecek iman dersleri ile terbiye ederek hayatın asıl gayesine yönlendirmektir. Nereden geldik, nereye gidiyoruz, hayatın manası nedir gibi hakikatlara ruhları açmak zarureti her zamankinden daha fazla lüzumludur. Yoksa bir ticaret elde edemeden müflis olarak bu dünyadan gitmek tehlikesi hepimiz için mümkündür. Rabbim bizi bu zamanın her türlü cazibedar fitnesinden muhafaza eylesin.