BİLİM

Gizemli Molekül “DNA”

İnsanoğlu, yaratılışından bu yana kendi özelliklerinin çocuklara nasıl aktarıldığını hep merak etmiştir. Acaba insandan, bütün özellikleri değişmeden çocuk nasıl meydana gelmektedir? Halbuki bütün canlıların kaynağı olan sperm ve yumurta hücreleri aynı maddelerden (C,H,O ve N) yapılmıştır. Genetik bilgiler ve özelliklerin şimdiye kadar birbirine karışması gerekmez miydi?
Bu sorunun cevabını kendi vücudumuza bakarak bulabiliriz. Çünkü; sperm ve yumurta hücrelerinin birleşmesiyle meydana gelen bir zigot hücresi; bölünüp çoğalarak 100 trilyon hücreye ulaşır ve bu hücrelerden organize olmuş dokular ve organların teşekkül eder.


Hücrelerin bu organizasyonu basit olarak görünmesine rağmen, gerçekte o kadar karmaşıktır ki; sadece insan vücudunu incelemek ve anlamak için tıp ve diş hekimliği fakülteleri gibi onlarca fakülte açılarak ve bu konuda birçok araştırma yapılarak anlamaya çalışılmaktadır. Öyle ki; akıllı, şuurlu ve bilgili bilim insanları bile hala bu organizasyonu tam olarak açıklayamazken, vücudumuzda trilyonlarca hücrenin organizasyonunu akıl ve bilgi sahibi olmayan cahil ve şuursuz hücrelere ve atomlara bağlamak en büyük akılsızlık olmalıdır.
Bu konuyu bir derece anlamak için hücre yapısını tanımak gerekir ve binlerce yıllık çalışmalar sonucu bu yapı bir derece anlaşılabilmiştir. Bu bilgilere göre; vücudumuzun idare merkezi beyin olduğu gibi, her hücrenin de idare merkezi olarak bir çekirdeği (nükleus) vardır. Çekirdekteki kromozomlar da, genetik kodlarımızın yazılı olduğu DNA zincirlerinden oluşur.
Her bir DNA zinciri de; baz, şeker ve fosfat birimlerinden oluşan DNA molekülleri bulundurur. Yani bir DNA zinciri, binlerce DNA molekülünün fosfodiester bağlarıyla bağlanması sonucu oluşur. Hücre çekirdeğindeki bu DNA zincirleri, aralarında hidrojen bağlarıyla bağlanarak bir ikili sarmal yapı oluştururlar. DNA zincirinde yan yana dizilen her üç DNA molekülü, bizim bir özelliğimizi ifade eden bir kod dur.
Bir DNA zincirinde bu şekilde binlerce kod bulunur. İnsanın bir nevi kaderi hükmünde olup, geçmiş ve gelecek bütün özellikleri bu kodlarda yazılı olarak bulunur ve bu özellikler nesilden nesile aktarılır. Bir kitabı, bir yazan bulunduğu gibi; bu DNA kodlarını da bir yazan olmalıdır. Yazanın ise en başta ilim ve kudret gibi sıfatları olacaktır. Bu sıfatlar ise bu moleküllerde yoktur. O halde DNA; ilmi ve kudreti sonsuz, geçmiş ve geleceği bilen bir zatın yazısıdır.
İnsan ait çok sayıda bilgiyi ifade edecek bir DNA zinciri herhalde çok uzun olmalıdır. Evet, bir insan vücudunda yaklaşık 100 trilyon hücre ve bu hücrelerde toplam 200 milyar km uzunluğunda bir DNA zinciri bulunur ve bu uzunluktaki DNA zinciri de dünyanın çevresini 3-4 defa dolaşabilecek uzunluk demektir. Bu DNA zincirinin iki kodunda meydana gelecek bir değişiklik veya hasar, telafi edilemeyecek hastalıklara sebep olabilir.

Buna en güzel örnek; normal gen yapısına sahip insanların kanlarında normal hemoglobin yapılırken, gen bozukluğundan kaynaklanan talasemi hastalarında ise anormal hemoglobin proteinleri sentezlenmektedir.
Öyle ise; binlerce DNA molekülü bulunduran DNA zinciri, her bir hücrede hatasız nasıl yapılmaktadır?
DNA moleküllerinin 3-4 tanesinin birbirine bağlanmış formüllerini tahtaya yazmakta, bir kimyacı dahi zorlanırken; binlerce DNA molekülünden oluşan DNA zincirinin yazılmasını kendi kendine oluyor demek veya sebeplere ve doğaya bağlamak ne kadar akla uygundur.
Demek DNA zinciri ilk yaratılışta nasıl yazılmışsa, Adem (A.S)’dan bu güne kadar aynı şekilde yazılmaya devam etmekte ve böylece insan türü insan, koyun türü de koyun olarak devam ettirilmektedir. Bu da ilim ve kudret sahibi bir Yaratıcı tarafından, DNA yazısının her tür ve her birey için özel olarak yazıldığını göstermektedir.

Popüler İçerikler

To Top