MAKALE

Kışın Bitkiler Yapraklarını Neden Döker?

Prof. Dr. Fatih SATIL
Yaprakların, ilkbahar ve yaz boyunca yaptığı onca hizmetten sonra, düşüp çürümesi, ağaçlar için bir zorunluluktur ve birçok hikmet ve gayelerle yüklüdür. Bitkilerin, özellikle de geniş yapraklı bitkilerin sonbaharda yaprak dökmesi, bir nevi “kışa hazırlık” faaliyetidir aslında.
Yapraklarda Kışa Hazırlık
Yaprak dökümü öyle basit bir hadise değildir. Yaprak dökümünden önce her yaprak içinde oldukça karmaşık bir dizi biyokimyasal işlem gerçekleşir: “Maksimum iktisat prensibi” çerçevesinde yapraktaki protein ve karbonhidrat gibi kullanılabilir maddeler bitkinin gövdesine tekrar geri gönderilerek depolanır. Böylece dökülecek olan yaprakla birlikte bu maddeler boş yere harcanmamış ve ilkbaharda yeni filizlenecek yaprak ve sürgünlere gıda kaynağı temin edilmiş olur. Yapraklardaki su ve besinler gövdeye çekildikten sonra yapraklar kurumaya ve dökülmeye başlar. Eğer bu ön hazırlıklar yapılmamış olsaydı, soğuk kış şartlarında yaprakların içerisinde kalan su ve glikoz gibi besinler donarak bitkilerde ölümcül zarara neden olabilirdi. Yaprakların dökülmesiyle kışın sert rüzgârları karşısında bitkinin zarar görmesi engellenmiş, ayrıca karlı dönemlerde dalların kar yükü ile kırılmasının da önüne geçilmiş olur.
Bu hakikat Risale-i Nur’da şu şekilde izah edilmektedir: “Evet rahmetin erzak hazinelerinden olan bir şecerenin (ağaçların) uçlarında ve dallarının başlarındaki meyveler, çiçekler, yapraklar ihtiyar olup, vazifelerinin hitama ermesiyle gitmelidirler. Tâ, arkalarından akıp gelenlere kapı kapanmasın. Yoksa rahmetin vüs’atına (genişliğine) ve sair ihvanlarının (kardeşlerinin) hizmetine sed çekilir. Hem kendileri, gençlik zevaliyle hem zelil, hem perişan olurlar”
Yaprak Dökülmesi Nasıl Gerçekleşir?
Yaprak dökümü, her yaprağın sapı ile dal arasındaki bölgede meydana gelen son derece karmaşık olaylar sonucunda ortaya çıkar:
Yapraklardaki yaşlanmanın ilk işaretlerinden biri, yapraklarda Absisik asit (ABA) ile Etilen hormonunu üretiminin başlamasıdır. Bir süre sonra, bu hormonlar yaprak sapının dala bağlandıkları bölgedeki hücrelerde bir değişime neden olur ve bu bölgede küçük hücreler oluşmaya başlar. Aynı zamanda bu hücrelerde parçalayıcı enzimler üretilmeye başlar. İlk olarak selüloz enzimleri hücre çeperlerini parçalar. Daha sonra pektinaz enzimleri hücreleri birbirine bağlayan pektin tabakasını parçalar. Tüm bu olaylar sonucunda yaprak sapının dala bağlandığı yerde bir ayırma bölgesi meydana gelir. Sonunda, yalnız orta damar sayesinde dala bağlı olan yaprak hafif bir rüzgar ya da titreşim sonucu kopar. Sonsuz ilim ve hikmet sahibi yaratıcının izni ile yaprak sapı ile gövdenin ayrılma noktası etrafındaki hücrelerde; su kaybını ve mikroorganizma salgınını önlemek amacıyla hemen mantar tabakası gelişir ve açılan yara kapatılır (Resim 1).
Görüldüğü gibi bir yaprağın dökülmesi tesadüfen meydana gelen basit bir olay değil, planlı gerçekleşen ve hala tam olarak açıklanamayan bir seri fizyolojik ve biyokimyasal olaylar zinciridir. Tüm bu olaylar, dökülen tek bir yaprağın bile boşuna yaratılmadığını göstermekte ve bizlere Kur’anı Kerim’deki “Onun ilmi dışında bir yaprak dahi düşmez” (En’am 59) ayetini hatırlatmaktadır.
Her sonbaharda şahit olduğumuz yaprak dökümü, bizlere ihtiyarlığı ve ölümü hatırlattığı gibi, yeryüzündeki hayatın devamlılığı açısından da ekolojik ve biyolojik hikmetler taşımakta ve hiçbir şeyin gayesiz olmadığını düşündürmektedir.
Kaynaklar
Kocaçalışkan, İ. Bitki Fizyolojisi, Nobel Yayınevi, 2008.

Popüler İçerikler

To Top