MADDE EZELİ MİDİR?

MADDE EZELİ MİDİR?

15 Nisan 2021 Kapalı Yazar: MeyveDergisi

Uz.Dr.Selçuk Eskiçubuk

 

Evrenin %4 ü madde, %96 sı karanlık enerji olduğu düşünülmekte ve yaşı da 13.8 milyar olarak tahmin edilmektedir. Evren daimi bir değişim halindedir, durağan değildir. Tekamül(bulunduğu halden mükemmele doğru gelişmek), tebeddül, tahavvül(bir halden bir hale geçmek),inkilabat gibi kelimeler bu işleri açıklayan terminolojidir.

Madde enerjinin yoğunlaşmış halidir, moleküllerden yapılmıştır. Moleküller atomlardan, atomlar da proton, nötron ve elektron gibi atom altı parçacıklardan yapılmıştır. Evrenin ilk yaratılışı nasıl olmuştur? Bu sorunun doğru cevabını bugün bilmek mümkün müdür?

İlk yaratılış için ortaya atılan bu teori, evrenin giderek genişlediğini anlatan Big Bang (büyük patlama) teorisi olmuştur. Ve bu teori ” madde ezelidir “diyen materyalist felsefi görüşü çürütmüş, maddenin yaratılmış olduğunu dini söylemlere değil bilimsel verilere, ölçümlere bakarak göstermiştir.

Laboratuvarlarda deneyler yaparak ve tekrarlayarak evrenin ilk yaratılış saniyelerini, ilk 3 dakikayı anlamak mümkün müdür? Evet, günümüzde bu mümkündür ve CERN deneyleri bizi evrenin ilk yaratılışına ait sonuçlara götürmüştür? Bunların 6 dönem olduğunu biliyoruz:

İlk dönemde sıcaklık 100 milyar derecedir, kozmik çorba halindedir. Elektron ve onun zıddı pozitron yaratılmıştır.

İkinci dönemde yani onda bir saniye içinde sıcaklık 30 milyar dereceye düşürülmüş ve önce atom altı parçacıklardan quark ve gluonlar, sonra da onların birleştirilmesiyle nötron ve proton yavaş yavaş ortaya çıkarılmaya başlanmıştır.

Üçüncü dönemde sıcaklık 10 milyar dereceye indirilmiştir.

Dördüncü dönemde sıcaklık 3 milyar dereceye düşürülmüş ve henüz 14 saniyelik bir zaman geçmiştir.1 Proton ile 1 Nötron yan yana getirilmiş ve bir Helyum(He) atomları yaratılmaya başlamıştır. Çekirdeğin yapısını teşkil eden Proton ve Nötronlar kaynayan bir sıvının köpük damlacıkları gibidir.

Beşinci dönemde sıcaklık 1 milyar dereceye düşürülmüş ve henüz ilk yaratılıştan itibaren 3 dakika 2 saniye geçmiştir. Güneş sitemimiz ile gezegenlerinin yaratılmaya başlandığı süredir.

Altıncı gün ise evrenin son günüdür. Sıcaklık 300 milyon dereceye indirilmiştir. Evrenin sıcaklığı gittikçe düşürülür. Dünya denilen gezgende bitki, hayvan ve insanın yaşayacağı ortamlar oluşturulur, atmosferi ona göre yaratılır. Güneş sistemi içindeki gezegenlerin güneşle olan mesafeleri, dönme hızları, yapıları ve atmosferleri farklı farklıdır. Bunların oluşturulmasında bir kaos, bir kargaşa görülmez. Her şey bir plan dairesinde ve vakti gelince yaratılmıştır

Bir din alimi olan Bediüzzaman da eserlerinde bu konuya dikkat çekiyor. Maddenin oluşumundaki sıralamayı; atomaltı parçacıklardan atomlara, oradan elementlere, elementlerden organik maddelere kadar olan değişimleri yaşanmış değişimler olarak görür. Küçük bir alem olan insanın anne karnındaki yaratılışına, ilk günden doğuma kadar yaşayacağı mucizevi değişimlere dikkati çeker. Bütün bu işlerde de evrende olduğu gibi düzen, intizam, kasıt ve hikmet olduğunun mantıken görüldüğünü söyler.

*…en basit bir cismin geçirmiş olduğu inkılabat ve tahavvülata dikkatle bakılırsa görülür ki, alem-i zerrattaki zerreler, alem-i anasıra intikal edince başka suretlere girerler, alem-i mevalidde, başka suretlere dönerler, nutfede başka vaziyet alırlar, sonra alaka olur, sonra mudga olur, sonra bir insan suretini giyer, ortaya çıkarlar. Bu kadar inkılabat-ı acibe esnasında, zerreler öyle muntazam harekat ve muayyen düsturlar üzerine cereyan ederler ki, sanki bir zerre, mesela alem-i zerratta iken vazifelendirilmiş ve Abdülmecid’in gözünde yer alıp vazife görmek üzere yola çıkarılmıştır. Bu hali, bu vaziyeti, bu intizamı gören bir zihin, bila-tereddüt hükmeder ki, o zerreler, bir kasıtla ve bir hikmet altında gönderilir.(İ.İCAZ)

İnsanı oluşturan tüm özel doku ve organlar iskelet sistemine asılmıştır. Vücudun ağırlığını ömür boyu taşıyacak güçte tasarlanmıştır. Anne karnında başlayan hücresel bölünmenin de ne zaman duracağı bellidir. Evrende ister makroalemde olsun isterse mikroalemde her şey, her tabiat olayı planlı ve programlıdır, rastlantıya yer yoktur. Asla kendi kendine olamaz.

*Vücud-u insan, tavırdan tavıra geçtikçe acîb ve muntazam inkılâblar geçiriyor. Nutfeden alâkaya, alâkadan mudgaya, mudgadan azm ve lâhme, azm ve lâhmden halk-ı cedîde, yani insan sûretine inkılâbı gayet dakîk düsturlara tâbidir. O tavırların herbirisinin öyle kavânîn-i mahsusa ve öyle nizâmât-ı muayyene ve öyle harekât-ı muttarıdaları vardır ki, cam gibi, altında bir kasd, bir irâde, bir ihtiyâr, bir hikmetin cilvelerini gösterir.

İşte, şu tarzda o vücudu yapan Sâni-i Hakîm, her sene bir libas gibi o vücudu değiştirir. O vücudun değiştirilmesi ve bekâsı için inhilâl eden eczâların yerini dolduracak, çalışacak yeni zerrelerin gelmesi için bir terkibe muhtaçtır. İşte o beden hüceyreleri, muntazam bir kanun-u İlâhî ile yıkıldığından, yine muntazam bir kanun-u Rabbânî ile tâmir etmek için rızık nâmiyle bir madde-i latîfeyi ister ki, o beden uzuvlarının ayrı ayrı hâcetleri nisbetinde, Rezzâk-ı Hakiki, bir kanun-u mahsus ile taksim ve tevzî ediyor. (SÖZLER, 29.Söz)