NEVRUZ NEDİR ?

NEVRUZ NEDİR ?

15 Nisan 2021 Kapalı Yazar: MeyveDergisi

Prof. Dr. Kazım UYSAL

 

Aziz milletimizin ve Nevruz’u bayram kabul eden tüm milletlerin Nevruz bayramlarını tebrik ediyorum. Bu bayramın aziz milletimizin uyanışına, dirilişine ve şahlanışına vesile olması niyaz ediyorum.

Nevruz Türk Bayramıdır ve tüm Türk dünyasında yaygın olarak kutlanır. Nevruz, Türklerin İslamiyetten önceki dönemlerinde de olmasına rağmen İslami itikada aykırı bir tarafı yoktur. Bilakis İslamın yaratılış felsefesine ve itikadına uygundur. Belki de Türklerin İslamiyeti kolay kabul etmelerinin bir sebebi de budur. Türk kültürünün İslam dini prensiplerine benzer olmasıdır. Ancak tarih boyunca farklı milletler Nevruza farklı anlamlar yüklemişlerdir. Hatta Mecusilerin ve Şamanların bayramı olduğu bile iddia edilmiştir. Biliyorsunuz, ameller niyetlere göredir. Bizim, Nevruzu kutlama gerekçelerimiz evet millidir, ancak dini itikadımıza da ters değildir. Bir Müslümana göre Nevruz Bayramının kutlanma gerekçelerini şu beş ana başlık altında anlatılabilir.

1. Nevruz, ilahi sanat eserlerinin sergilenmeye başladığı bayramdır. İnancımıza göre çiçekler, ağaçlar, böcekler, kuşlar, kurtlar, kelebekler, arılar.. hasılı tüm canlılar Allah’ın taklidi mümkün olmayan antika sanat eserleridir. Nevruz ise bu ilahi eserlerin çoklukla yapılmaya başlandığı zamandır. Bahar ise ilahi antika eserlerin çoklukla sergilendiği mevsimdir. Yani bize göre nevruzla birlikte Rabbimiz kendini tanıtmak, ilmini ve kudretini göstermek için antika eserler yapmaya başlamakta ve sergiler açmaktadır. Tıpkı bir ressamın güzel resimler yapıp sergilediği gibi… Açtığı sergiyi zamanı gelince kaldırıp tekrar açtığı gibi…. Sergiyi seyre gelenlerin takdirinden hoşlandığı gibi… Rabbimiz de Nevruzla birlikte tüm bahar boyunca ve yaz sonuna kadar antika sanat eserlerini çoğaltmakta ve adeta her gün farklı farklı sergiler açmaktadır. İnsanlar ülfet etmesin diye her bahar tekrar tekrar eşsiz eserler yapmakta ve sergiler açmaktadır. Sanattan anlayan insanların da bu eserleri iştiyakla ve zevkle seyretmesi hoşuna gitmektedir. Kur’an-ı Kerim’de de Allah’ın sanat eserlerine bakmak tefekkür etmek teşvik edilmiş ve en yüksek ibadetler arasında gösterilmiştir. Peygamberimiz de bir saat tefekkürün (eserlerinden ve yaptığı işlerden Allah’ı anlamaya çalışmak)  bir sene nafile ibadetten daha üstün olduğunu bildirmiştir. Bazı İslam âlimleri de bahar mevsimlerinde dağlarda ve bağlarda sıklıkla gezmiş ve iştiyakla ve hayretle Allah’ın antika eserlerini seyretmişlerdir. İşte Nevruz bu mana ile kutlanırsa ibadettir. Allah’ı razı etmeye ve affolunmaya vesiledir. Allah’ın sanat eserlerini görmeye ve açtığı sergileri gezmeye istekli olmak elbette Allah’ın da hoşuna gidecektir.

2. Nevruz, rızkın, bolluğun ve bereketin bayramıdır. Biliyorsunuz, soğuk kış mevsimlerinde topraktan ve bitkiler eli ile gelen rızık azalır. Nevruzla beraber bitkilerin fotosentez hızları arttırılır besin üretimi hızlandırılır. Bitkiler canlanmaya ve hızlı büyümeye başlar. Nevruz, farklı farklı sofraların kurulduğu ve çeşit çeşit gıdalarla donatıldığı mevsimin başıdır. Tüm hayvanlarda bir neşe ve heyecan vardır. İnsan da kurulan sofraların başmisafiridir. İşte Nevruz, kurulan sofraların farkına varmak, önemini idrak etmektir. Adeta ilahi bir şölen hükmünde olan baharın başlangıcını bayram yapmaktır.

3. Nevruz, diriliş bayramıdır. Yüce Kitabımız insanın öldükten sonra tekrar diriltileceğini söyler. Bunu akla kabul ettirmek için de bahar mevsimini misal verir. Kupkuru kemik gibi odunların bahar mevsiminde haşir üstüne haşir geçirdiğini söyler. Ağaçların canlanmasını, çiçek ve yaprak açmasını, meyve vermesini insanın yeniden diriltilmesine misal olarak verir. Bahara dikkatle bakmamızı ve incelememizi tavsiye eder. İşte Nevruz, sayısız diriliş örneklerinin başladığı, insanın da tüm bunları dikkatle ve tefekkürle seyrettiği bayramdır.

4. Nevruz, sevgi ve kardeşliğin bayramıdır.

Bizim kültürümüzde güneş hayat için var edilmiştir. Yaptığı görev hayatın var olması ve devam etmesi içindir. Dünyanın dönmesi ve baharın gelmesi de hayat içindir. Bitkiler insan ve hayvan hayatına, hayvanlar ise insan hayatına hizmet ederler. İnsan, bahara ve baharda yaratılanlara bakınca ya doğrudan ya da dolaylı olarak kendine hizmet ettiğini ve hayata yardım ettiğini anlar. Varlık âleminde insan adeta merkezdedir. Canlı ve cansız tüm varlıklar insan için hizmet ederler. Bahar gelince tüm varlıklar adeta hummalı bir faaliyete başlarlar. Akılsız ve şuursuz varlıklar sanki akıllı ve şuurlu hareket ederler. Nevruzla birlikte bahar mevsiminde insan etrafında olup bitenlere bakınca Rabbinin kendini ne kadar çok sevdiğini anlar. Allah, istediği ve canlıları sevdiği için koca güneşi ve dünyayı döndürüyor, hayata hizmet ettiriyor. Allah, istediği ve insanları sevdiği için hayvan ve bitkileri insana hizmet ettiriyor. İşte Nevruzda insan etrafına bakacak ve bu manaları görecek. Bilindiğini ve sevildiğini anlayacak. Rabbini tanıma ve sevme hisleri inkişaf edecek. Rabbini tanıyan ve seven insan da Rabbinin yarattığı her şeyi sevmeye başlayacak. Yaratılan her şeyi yaratandan ötürü sevecek. Doğaya, varlıklara ve insana karşı sevgiyle dolacak.

5. Nevruz, ateş ve demir nimetlerinin önemini anlama ve şükretme bayramıdır. Ateş ve demir insanlık için çok önemli iki nimettir. Eski toplumlar bu iki nimete sahip oldukları ve iyi kullandıkları oranda ayakta kalmışlar ve varlıklarını devam ettirmişlerdir. Bu, aslında günümüzde de böyledir. Günümüzde de ateşe (veya enerjiye) ve demire (veya madenlere) sahip olan ve iyi kullanan toplumlar ileri gitmekte ve gelişmektedirler. İşte Nevruzda ateş ve demir nimetin ne kadar önemli olduğu ateş yakma ve demir dövme gibi ritüellerle ifade edilir.

Görüldüğü gibi Nevruz aslında Müslüman Türk toplumları için de yüce manalar ihtiva eder. Bundan dolayı Osmanlı toplumunda da Nevruz büyük bir coşkuyla kutlanmıştır. Sultanların da katıldığı ‘Nevruz-u Sultani’ adında şenlikler tertip edilmiştir.

Bu vesile ile ilahi sanat eserlerinin sergilendiği, diriliş delillerinin görüldüğü, sevgi ve kardeşlik bağlarının pekiştiği Nevruz Bayramınızı tebrik ediyor, kültür başkentimiz Şuşa’da yakılan nevruz ateşinin işgal altındaki tüm Türk topraklarında da yakın zamanda yakılmasını niyaz ediyorum.