Toplumsal Değerler ve Şiddetle Mücadele

11 Mart 2020 Kapalı Yazar: MeyveDergisi

1. Giriş

Şiddet dünyanın ve ülkemizin en önemli sorunlarından birisidir. Aileden başlayıp, sosyal kurumlar ve devlete kadar kapsamı geniş bir konudur. Konuya toplumsal değerler açısından bakılması söz konusudur. Değerler denince, insanlar veya gruplar tarafından, sosyal hayatta rehber olması için neyin istenen, uygun, güzel, iyi veya istenmeyen, kötü ve çirkin gibi kültürel olarak tanımlanmış standartlardır. Bizim toplumumuzun değerlerinin oluşmasında başta inancımız ve inancımızla ters düşmeyen örf ve adetlerimiz etkili olmuştur. Bu nedenle bizim değerlendirmemiz, sorunun teşhisi, çözüm yöntemleri ve önerilerimiz daha çok inanç yaklaşımlı olacaktır.

Aslında Şiddet/Gadap duygusu, insanın fıtratına konulmuş, en önemli imtihan duygularından birisidir. Cenab-ı Allah melaikeye hitaben yerde bir halife yaratacağını (Hz. Âdem) bildirince; melaike de “Yerde fesad yapacak, kan dökecek kimseleri mi yaratacaksın! Hâlbuki biz, hamdinle seni tesbih ve takdis ediyoruz” dediler (Bakara:30). Cenab-ı Allah “sizin bilmediğinizi ben biliyorum” diyerek onlara cevap veriyor. Kur’anın anlatımından anlaşıldığına göre insan yaradılışı gereği, meleklerin de anlayamayacağı sırlı bir yapıda yaratılmıştır. Yani insan, daha önceleri yaratılıp akıl sahibi olmayan, cansızlar, bitkiler ve hayvanlardan farklıdır. Yine insan Allh’a mutlak itaat eden Meleklerden ve devamlı isyan halinde olan şeytanlardan da farklı bir yapıda yaratılmıştır. Yapısına, iradesini Allah’ın belirttiği, rızasına uygun bir şekilde kullandığı takdirde melekleri geçebilecek bir kabiliyet verilmiştir. Tersi durumda ise, hayvanlardan da aşağı bir seviyeye düşebilir. 

2. Problemin Teşhisi

İnsanın akıl ve duyguları itibariyle yeryüzündeki hayvanlardan, meleklerden ve şeytanlardan farklı yaratılmıştır. İnsan iradesini kullanarak akıl, şehvet ve şiddet/gadap duygularını kontrol altına alarak ifrat ve tefrit gibi uç noktalardan kaçınarak orta yolu (sıratı mustakıym) tercih etmelidir.

Şiddet duygusunun / kuvve-i gadabiyenin tefrit mertebesi, yani en düşük uç noktası Cebanettir / korkaklıktır. Korkulmayan şeylerden bile korkar. Hayatı korumak için verilmiş olan korku duygusu ile kendi hayatını azaba çevirir.

Şiddet duygusunun / kuvve-i gadabiyenin ifrat mertebesi, yani en ileri uç noktası tehevvürdür / korkusuzca düşünmeden hareket etmektir. Maddi ve manevi hiçbir şeyden korkmaz. Bütün baskılar, zorbalıklar ve zulümler bu mertebenin mahsulüdür. İnsanlık tarihindeki insan hakları için yapılan mücadelelere bu zorbalıklar ve baskılar sebep olmuştur.

Şiddet duygusunun / kuvve-i gadabiyenin vasat mertebesi, şecâattır. Yani yiğitlik, cesurluk ve kahramanlıktır. Dünya ve ahirete yönelik hak için canını feda eder. Hukukun ve dinin yasakladığı şeylere karışmaz. İnsanlık tarihindeki milli kahramanlar ve peygamberlerin mücadeleleri vasat mertebelere misal oluşturabilir.

3. Çözüm Önerileri

İnsan ilişkilerinde, sosyal hayatta hatta uluslararası ilişkilerde şiddet/gadap duygusunun orta seviyesi olan Şecaat egemen olmalıdır. Yani yiğitlik, cesurluk ve kahramanlığın bireylerin iç dünyalarında özümsenmesi gereklidir. Böylece aile, toplum ve ülke düzeyinde huzur, güven ve mutluluk yerleşir. Böyle bir ortamın oluşabilmesi için öneriler:

1- Eğitim yolu ile insanın manevi kişiliğinin hayvanlardan farklı olduğu vurgulanmalıdır.

2- İnsanlığın, Hz. Âdem ve Havva’dan türediği bu nedenle yaradılıştan kardeş olduğu devamlı vurgulanmalıdır. Gençlerimize, eğitim müfredatında, “Evrim Teorisi” nin yüzde yüz doğru imiş gibi aktarılmasından vaz geçilmelidir. Zaten bu teoriye göre; güçlü olan ayakta kalır, neslini devam ettirir, güçsüz olan hayattan silinir. Bu teorinin insanlığın sosyal hayatına yansıması “Sosyal Darwinizm” olmuştur. Birinci ve ikinci dünya savaşlarının çıkarak insanlığın devlet eliyle en şiddetli baskı, zulüm ve yok edilmeye maruz kaldığı dönemlerin yaşanmasına sebep olmuştur. Oysa İslam’ın doğru yaşandığı peygamberimizin ve dört halifenin dönemine “Asrı Saadet/Mutluluk Asrı denilmiştir.

3- Yeni yetişen nesillere, Allah inancı doğru bir şekilde verilmelidir. Hadisi kutside belirtilen “Rahmetin gazabı aşması” ölçüsü ile anlatılmalıdır. Yani anlatımlarda Allah’ın “Cehennem ile korkutan yönünden daha çok Cennetle müjdeleyen” yönü insanları verilmelidir. Allah inancı doğru bir şekilde verilirse insanları diğer insanlara karşı baskı ve zulüm yapmaya engel olur. İman ne kadar güçlenirse, kul hakkını ihlal etme o derece azalır. Aksi durumu ise, halkımız arasındaki şu söz gayet güzel anlatmaktadır: Kork Allah’tan korkmayandan.

4- Özellikle gençlere Allah inancından sonra ahiret inancı da doğru bir şekilde verilmelidir. Sosyal hayatta önemli bir oran teşkil eden gençler, delikanlılar, hislerinin tavan yaptığı, akıllarının önüne geçtiği bir dönemde nefis ve hevalarını özellikle kendilerinden güçsüzlere tecavüzattan ve zulümlerden ve tahribattan durduran ve sosyal hayatın emniyet ve asayiş içerisinde devam etmesini temin eden; yalnız Cehennem fikridir. Yoksa Cehennem endişesi olmazsa, “Güçlü olan haklıdır” kaidesiyle o sarhoş delikanlılar, çaresiz, zayıf ve yaşlı insanlara dünyayı Cehennem’e çevireceklerdir. Uyuşturucu bağımlısı gençlerin uyuşturucu parası bulabilmek için yakınlarını veya güçsüz başka insanları öldürme haberleri basında sıklıkla yer almaya başlamıştır.