UYKU VE RÜYALAR

UYKU VE RÜYALAR

17 Şubat 2021 Kapalı Yazar: MeyveDergisi

Psikiyatrist Dr. Mehmet TÜZÜN

 

Hayatımızın yaklaşık üçte biri uykuda geçer. Uykunun iki önemli fonksiyonu vardır: Fiziken dinlenme ve zihnen toparlanma.

Uykunun non-REM adlı (rüya görülmeyen) dönemi, vücudun kendini toparlaması ve tamiri için gereklidir. Annelerimiz boşuna “uyusun da büyüsün” demiyor yani. REM dönemi ise, zihinsel toparlanmaya hizmet eder. Bu dönem aynı zamanda rüyaların görüldüğü dönemdir ve muhtemelen bu rüyaların da yardımıyla zihin o gün alınan bilgileri sentez eder, hatta bazı problemleri çözer. Nitekim tarihte birçok keşif ve icat da rüyaların yardımıyla gerçekleşmiştir. İşte uykunun en çok ilgi çeken yönü, muhteşem bir gece sineması diye tarif edebileceğimiz bu rüyalardır.

Rüya alemi, gündelik hayatın tekdüzeliğinden sıkılan ruhlar için ilginç bir gezinti yeridir. Bazen hapisteki adamı dağlarda, bağlarda gezdirir, bazen hiç görmediğimiz harika yerleri dolaştırır, hiç tatmadığımız duyguları yaşatır, bazen de bilimsel keşiflere ilham kaynağı olur.

Aslında rüyalar uykunun sadece birkaç dakikası içinde gerçekleşir ama, bazen saatlerce sürebilir ve bu yönü ile de zamanın izafi (göreceli) olduğunu gösterir.

Gecelerimize damgasını vuran, bazen gündüz dahi etkisini sürdüren rüyalar, öteden beri bir taraftan (gayba dair işaretler içermesi dolayısıyla) din alimlerinin, bir yandan da (bilinç altını, kişiliğin gizli kalmış yanlarını gösterdiği için) psikoloji biliminin ilgisini çekmişlerdir.

Kur’an’da Yusuf Suresi’nin önemli bir konusu rüyalar olduğu gibi, birçok ayette de rüyalarda gizli hakikatler var olduğuna ima edilmiştir. Bu işaretlerden ve hadislerden faydalanan din alimleri rüyaları üçe ayırmışlardır: Rabbani, şeytani ve nefsani rüyalar.

Rabbani rüyalar, gaybdan haber veren, sadık (güvenilir) rüyalardır. İnsanın ruhundaki bazı hisler, uykuya girildiği zaman madde aleminden mana alemine yönelir, oraya bir pencere açar. 0 pencereden, bazen yaklaşan olayları görür. Bu tip rüyalar, hiss-i kablel-vuku’nun (olacak şeyleri önceden hissetme özelliğinin) gelişmiş olmasındandır. Gelecekten haber veren rüyalar, kaderin varlığını ispat eden bir delildirler aynı zamanda. Bazı kişiler ertesi gün başlarına gelecek en küçük bir olayı bile rüyada görebilmektedir. Bu tip rüyalar kaderin varlığına bir işaret hükmündedir.

Şeytani rüyalar ise genellikle korkutucu, üzücü veya yanıltıcı rüyalardır ki, pek tabir edilmezler.

Nefsani rüyalar denilen üçüncü kısım ise, kişinin gündelik hayatında veya hayalinde meşgul olduğu şeylerden türemiş olan görüntülerdir. Bu kısım, geleceğe dair işaretler taşımaz ama, şahsın ruh hali hakkında hayli bilgi verir, mizacına dair işaretler taşır. Psikiyatristlerin, psikologların, ‘bilinçaltının simgelerle ifadesi’ olarak kabul edip yorumladıkları rüyalar da daha çok bu kısımdır. Bir hadiste geçen “Rüyada gördüğünüz şeylerin isimlerini, künyelerini veya kinaye manalarını dikkate alın.” ifadesi de bu mantığı desteklemektedir. Mesela rüyalarında patlamalar, yangınlar, kavgalar, cinayetler gören ve bundan korku duyan birisinin, temel güven duygusu eksik olan, her an bir yerlerden tehdit, saldırı bekleyen, tedirgin ve şüpheci bir insan olduğu söylenebilir. Bazı ciddi ruhsal rahatsızlıkların öncesinde bu tür dehşetli rüyalar sık görülebilir. Hele hele rüyalarda saldıran, öldüren, kişinin kendisi ise, nefret ve saldırganlık dürtülerini kontrol güçlüğünden şüphe edilmelidir. Veya bir insan, aslında için için kızdığı ama kızgınlığını ifade edemediği bir yakınının, rüyada hastalandığını, öldüğünü görebilir. Bu, onun aklına getirmeye bile çekindiği bir bilinçaltı isteğinin, rüyada fırsat bulup açığa çıkmasıdır çoğunlukla. İlginç olan, böyle bir rüya görüp de uyandığında “Ben nasıl rüyamda böyle şeyler görürüm?” diye vicdan azabı çekenler çok olur. Bu bile, kişinin rüyasında, kendisinin zihnen meşgul olduğu şeyleri gördüğünü, yani rüyaların içeriğinde pay sahibi olduğunu, için için hissettiğinin işaretidir. Yoksa rüyada görülen bir şeyden niye vicdan azabı duyulsun ki? Kendisini sevdiğim ve sık görüşmek için zorladığım bir arkadaşım, bu ilgimden sıkılmakla beraber bunu ifade edemediğinden olsa gerek, rüyasında “benim başka bir şehre tayin edildiğimi” görmüştü. Ben de bu işareti alıp onu fazla sıkboğaz etmemeye başladım.

Hayatı mantıklı yaşayan ama aşırı sorumluluk hissi ile sıkıntı çeken kimseler, genellikle rüyalarında normal gündelik hayata dair, ama sıkıntı verici şeyler görürler. Bir işi yarım kalmış, bir yere gecikmiş vs. Tersine, gerçeklerle arası pek hoş olmayan, hayal gücü kuvvetli ve tekdüzelikten kaçmaya çalışan kişilerin rüyaları ise heyecanlı, coşkulu ama biraz mantıksız olur.

En başta “uyku zihinsel toparlanmaya yardım eder” demiş ve bunun en önemli bir unsurunun da rüyalar olduğunu söylemiştik. Gün boyunca yaşadığı ve etkilendiği sorunları çözemeyen bir insanın zihni, gece rüyalarda o sorunları çözmeyle uğraşır çoğunlukla. Bir çıkış yolu bulmaya çalışır. Eğer bunu başarabilirse, rüyaları net ve açık olur; sabah uyandığında da huzurla uyanır. Ama rüyadaki gayretler çözüme yetmemişse, o zaman karışık rüyalar görmüş olarak ve sıkıntılı biçimde uyanır.

Bazı kişiler de hiç rüya görmediklerinden bahsederler. Bu mümkün değildir. İnsan mutlaka rüya görür. Ama bazen (veya bazı kişiler) bunları hatırlamazlar. Bu tip kişileri iki guruba ayırabiliriz. Birinci gurup aktif, iyimser ve sorunlarını kolayca çözen kişilerdir ki, uyanma anında huzurludurlar. İkinci guruptakiler ise, (güya) hiç rüya görmedikleri halde, sabahları gergin veya moralsiz uyanırlar. Demektir ki, kişinin bilinç altına attığı, çözemediği, hatta yüzleşemediği hayli ciddi sorunları vardır. Öylesine ki, onlarla ilgili rüyaları bile hatırlanmayacak şekilde bilinç altına atmaktadır. Bu durumda olan kişilerin psikolojik yardım almalarında fayda vardır.

Genel bir yorum yapmak gerekirse, huzurlu olan güzel düşünür; güzel düşünen güzel rüyalar görür. Gergin ve kötümser olan ise kötü düşünür ve çirkin rüyalar görür. Bir arkadaşım evdeki televizyonu kaldırdıktan sonra rüyalarının güzelleştiğini söylemişti. Gayet normal. Zira seyredilen dizi ve filmlerdeki öfke, şiddet, alay, hile gibi olumsuz hisler, bilinç altına yerleşir ve hayal dünyamızı kirletirler.

Aslında rüyaları aynı anda hem tabir etmek hem de görülen simgelerden faydalanarak psikolojik tahlil yapmak dahi mümkündür. Nitekim bu konuda uzmanlaşmış psikologlar, kişinin rüyalarını, (dini tabirle ister rahmani ister şeytani ister nefsani olsun) analiz edebilmekte ve hepsinden kişiliğe ilişkin ipuçları çıkarabilmektedirler.

Belki diyeceksiniz ki: “Sadık rüyalar geleceğe dair işaretler verir.” denilmiştir. Böyle bir rüya, kişilik analizi olarak yorumlanabilir mi?

Derim ki: Aynı gerçek, herkesin ruh aynasında farklı şekilde yansır. Nitekim bilirsiniz, tabiri aynı olan birçok rüya vardır ama, herkes kendi kişiliğine uygun olan şeklini görür. Hayatı çok zor gören ve “birisi olsa da, bu ağır yüklerin kaldırılmasında bana yardım etse” mantığında olan bir hastam, rüyasında ‘vinç’ gördüğünü söylemişti. Gerçi vinç görmek tabirlerde “sağlığına kavuşmak” anlamına geliyordu ve bu rüyadan kısa bir süre sonra hastam da iyileşti ama, aynı anlama gelen birçok obje arasında vinç’i görmüş olması, onun anlattığım kişilik özelliklerine de işaret ediyordu. Yani aynı rüya, hem sadık rüya olarak kabul edilip tabir edilebilir, hem de görülen objelerin kişilik özelliklerine işaretleri ile yorumlanabilir.

Size tavsiyem, yakınlarınızın rüyalarını sık sık anlattırın. Ve rüyalarında neler gördüklerine, rüyalarının hangi konular etrafında döndüğüne dikkat edin. Bu yolla onların iç alemlerindeki gidişatı izleyebilirsiniz.