YERYÜZÜNÜ KİM TEMİZLİYOR?

YERYÜZÜNÜ KİM TEMİZLİYOR?

14 Ekim 2021 Kapalı Yazar: MeyveDergisi

Prof.Dr. Fatih SATIL

Kâinata dikkatle baktığımızda, atomlarda uzaya kadar sürekli bir temizlik kanununun işlediğine şahit oluruz. Yeryüzü misafirhanesi o derece pâk, temiz ve naziftir ve o kadar kirsiz ve bulaşıksızdır ve ufunetsizdir ki, bir lüzumsuz şey ve bir menfaatsiz madde ve tesadüfî bir kir bulunmaz. İnsanın bulaşık elinin değmediği her yer tertemiz ve pırıl pırıldır. Tüm bu mükemmel temizlik gösteriyor ki bu kâinata çok iyi bakılıyor. Ve bu kâinatın öyle bir Sahibi var ki, bu koca sarayı küçük bir oda gibi süpürtür, temizler, tanzim ve tanzif eder.

Kâinat büyük bir fabrika gibi sürekli faaliyet içerisinde. Yeryüzü çeşit çeşit canlılarla her vakit dolar boşalır bir han, bir misafirhane gibi. Halbuki böyle işlek fabrikalar, hanlar ve misafirhaneler süprüntülerle, atıklarla çok kirleniyorlar, bulaşık oluyorlar ve atık maddeler her tarafında birikiyor. Eğer pek çok dikkatle bakılmazsa ve süpürülüp temizlenmezse içinde durulmaz, insan onda boğulur. İşte kâinattaki her şeyin, temiz ve pâk olmasını isteyen Allah’ın Kuddüs isminin tecellisi; atomlardan hücrelere, çiçeklerden hayvanlara, yeryüzünden semaya, atmosferden uzaya kadar kısacası mikro âlemden makro aleme kadar her yerde görünür. Şimdi gelin bu temizlik fiilinin numunelerine bir göz atalım.

NASA’nın verilerine göre dünya atmosferine günde yaklaşık 100 ton göktaşı giriyor. Saniyede 1000 adet milimetrik meteor atmosfere giriyor. İşte bu gök taşları, Kuddüs isminin tecellisine mazhar olan dünya atmosferine girdiği zaman, sürtünme kanunu gereği parçalanarak külleri dünyaya düşer. Böylece hem uzay bu göktaşlarından temizlenmiş olur hem dünyamız bu büyük taşların zararından korunmuş olur hem de minerallerce zengin olan bu göktaşı parçacıkları düştüğü alandaki toprağı zenginleştirmiş olur.

Yüce Allah, Kuddüs isminin bir gereği olarak, yerlerin ve göklerin kirlerini ve pisliklerini rüzgâr, yağmur ve karlarla temizler. Soğuk ve sıcakla dezenfekte eder ve mikroplardan arındırır. Rüzgâr, yeryüzündeki tozu ve toprağı üzerindeki süprüntüleri süpürmektedir. Ve bulut yeryüzüne su serperek toprağı yatıştırmaktadır. Havanın temizliği açısından rüzgâr, yağmur ve karın çok önemli vazifeleri vardır. Yağmur ve kar taneleri havadaki zararlı mikropları ve maddeleri alıp yere indirerek havayı bu zararlı maddelerden temizlerler.

Kuddüs isminin cilvesi olarak karada ve denizlerde de bu temizlik fiili titizlikle uygulanır. Yeryüzündeki bu kusursuz temizlik işi için bazı hayvanlar özel olarak görevlendirilmiştir. Mesela akbabalar ve kartallar, kilometrelerce uzaktaki bir hayvan leşi için sevk i İlahi ile yönlendirilerek hem gıdası olan bu leşleri yerler hem de yeryüzünü pisliklerden temizlerler. Karaların en önemli temizlik memurlarından olan kartallar; gözlerindeki iki retina sayesinde, 2 km uzaklıktan en gizli nesneleri bile görebilir. Gözlerini bir dürbün gibi kullanarak, yerdeki leşleri görür ve ortadan kaldırır. Onlardan geriye kalan daha küçük kalıntıları ise kurtçuklar ve bakteriler temizlerler.

Denizlerdeki temizlik görevinde ise köpekbalıkları gibi canlılar vazifelendirilmişlerdir. Ayrıca, martılar ve diğer deniz kuşları da devamlı denizi ve sahili gözetleyerek, ölmüş ve karaya vurmuş deniz hayvanlarını yiyerek, sahilleri ve denizleri temizlerler.

Dünya genelinde insanların faaliyetleri neticesi her yıl 800 bin olimpik yüzme havuzunu dolduracak kadar; yani iki milyar tondan fazla çöp üretiliyor. Bu, sadece insanların çöpleri. Ya hayvanların, bitkilerin ve diğer mahlukatın atıkları ve çöpleri ne oluyor? İnsanların çöpleri için belediyeler, özel şirketlerde milyonlarca temizlik memurları çalıştırılıyor, çöpleri bertaraf etmek için koca koca arıtma tesisleri kuruluyor yine de tam bir temizlik yapılamıyor. Oysa insanın bulaşık elinin bulaşmadığı yerlerde kusursuz bir temizlik dikkatleri çekiyor. Demek ki bu kâinattın temizliğe önem veren öyle bir Sahibi var ki, bu koca evreni küçük bir oda gibi süpürtür, temizler, tanzim ve tanzif eder.

Bu temizlik işinde bitkilerin de çok önemli görevleri vardır. Bitkiler, havayı zararlı gazlardan, bilhassa karbondioksitten temizleyip havaya bol miktarda oksijen vererek temizlik görevini kusursuz bir şekilde yerine getirirler. Kaynaklarda belirtildiğine göre, yetişkin bir ağaç saatte; 1.7 kg oksijeni atmosfere vermekte ve çevreden de 2.3 kg karbondioksiti alarak havanın temizlenmesine hizmet etmektedir.

Yeryüzündeki bu temizlik fiilinin küçük kahramanları olan karınca ve sinekleri de unutmamak gerekir. Karınca gibi küçük hayvancıklar ufak tefek parçacıkları, kırıntıları yemekte ve bu temizleme hadisesinde kendilerine düşen vazifeyi yerine getirmektedirler. Sinekler de bu anlamda temizlik fiiline katılan küçük kuşçuklardır. Meselâ, nereye bir artık gıda maddesi bulaşmışsa, hemen orada sinekler peyda olur ve artık maddeleri yiyerek karınlarını doyurdukları gibi o bölgeyi de temizlemiş olurlar.

Yeryüzündeki bu temizlik hadisesinde önemli yeri olan, ancak çıplak gözle göremediğimiz diğer bir canlı türü de bakterilerdir. Toprakta bulunan çürükçül bakteriler ve mantarlar, bitki ve hayvan atıklarını parçalamakla, bazı bakteriler de insan ve hayvan atıklarını, bitki köklerinin emebileceği, istifade edebileceği hale getirmekle görevlidirler. Tüm bu organize işlerle hem bu canlılar ihtiyaçları olan gıdalarını almış olurlar hem yeryüzü temizlenmiş olur hem de tabiatta madde döngüsüne katkı vermiş olurlar. Bu açıdan bakıldığında gözle görülmeyen bu temizlik memurlarının yeryüzündeki temizlik vazifesinde kilit rol oynadıkları görülecektir.

Şayet bu temizlik memurları olmasaydı dünyamız adeta bir çöplüğe dönüşecekti. Yeryüzü yaşanmaz hale gelecekti. Demek Allah’ın Kuddüs isminin memurları olan canlı ve cansız varlıklar bu ismin gereği olan temizliği mükemmel bir şekilde yaparak fiil ve eylemleri ile manen Kuddüs ismini zikretmektedirler. Hayvanatın leşlerini yiyerek temizleyen akbabalar, mikropları temizleyen sinekler, kanadını temizleyen kuşlar vb. Allah`ın bu emrini kusursuzca yerine getirmektedirler.

Yeryüzündeki bu temizlik filli Risale i Nur’da şu veciz ifadelerle bahsedilir:

“Şu misafirhâne-i dünyada, nazar-ı hikmetle baksan, hiçbir şeyi nizamsız, gayesiz göremezsin. Beşerin bulaşık eli karışmamak şartıyla, hiçbir şeyde hakiki nezafetsizlik ve çirkinlik görülmüyor… Bir kuş kolayca kanatlarını ve bir kâtip rahatça sahifelerini temizlediği gibi, bu tayyare-i arzın ve bu tuyur-u semâviyenin kanatları ve bu kitab-ı kâinatın sahifeleri de öylece temizleniyor…” (30. Lema’a, 1. Nükte)

Netice olarak, tüm bu canlı ve cansız varlıklar temizlik fiilini bilecek ve kirli maddeleri etkisiz hale getirebilecek kadar bir kimyager bilgisine sahip değillerdir. Hiçbir aklı ve şuuru olmayan bu varlıkların bu mucizevi temizlik işlerini kendi başlarına ya da birlikte tasarlamaları ve kurmaları ise elbette mümkün değildir. O halde şu kâinatın Yaratıcısının, canlı ve cansız varlıkları hadsiz vazifelerle vazifelendirmesi gibi temizlik fiilinde de çalıştırması hikmetinin gereğidir.